Şehir Merkezlerdeki Hava Kirliliği Büyük Sorunlara Yol Açıyor - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin

Şehir Merkezlerdeki Hava Kirliliği Büyük Sorunlara Yol Açıyor

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuri Azbar, "Yenilenebilir ve çevre dostu enerji kaynaklarına geçilmediği sürece hava kirliliği konusunda şikâyetler sürecektir" dedi.
Hava kirliliği hem insan sağlığını hem de çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin başında geliyor. Şehir merkezlerinde kullanılan yakıtın hava kirliliğine neden olduğunu ve başta insan sağlığı olmak üzere bitki ve hayvan sağlığı üzerinde de olumsuz yönde etki yarattığı hissediliyor. Yoğun fosil yakıt kullanımı, özellikle şehir merkezlerinde hava kirliliği oranlarını artırıyor. Türk Toraks Derneği verilerine göre geçen yıl Türkiye'de 2 bin 876 erken ölümün sebebi hava kirliliği olarak gösterildi. Rakamlar hava kirliliğinin her geçen gün daha ciddi bir probleme dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle akşam saatlerinde şehir merkezlerinde hava kirliğinden dolayı nefes almak zorlaşıyor.

Şehir merkezlerinde hava kirliliğinin ısınmaya bağlı olarak kış aylarında yoğunlaştığını söyleyen Prof. Dr. Nuri Azbar, bu durumun ekonomik gelir seviyesinden kaynaklandığını ifade etti. Prof. Dr. Azbar, "Ucuz yakıtlar tercih ediliyor. Özellikle kömür çokta ucuz sayılmasa da kolay erişilebilen ve diğer yakıt türlerine göre daha uygun fiyatlı olması sebebiyle tercih ediliyor. Bunun dışında doğal gaz kalorifer sistemi gerektirdiği için hala Türkiye'de lüks olarak görülen yakıt türleri arasında bulunuyor. İnsanlar evlerde ısınma tercihini sobadan yana kullanıyor. Sobalarda sadece kömür yanmıyor, ekonomik gelir seviyesi düşük mahallerde maalesef çöp, plastik, eski ayakkabı, lastik ve hatta çocuk bezi yakılıyor" dedi.

HAVA KİRLİLİĞİ KAYNAĞI: ISINMA

Prof. Dr. Nuri Azbar, "Bunların çoğu sadece hava kirliliği sebebi olarak değil sağlık açısından kanserojen içerikleri ile de sağlık tehdidi oluşturuyor. Plastik, lastik benzeri kolay erişilebilir atıklar çok tehlikeli olmasına rağmen yüksek ısıl içeriği nedeni ile tercih ediliyor. Dolayısıyla plastik, lastik ya da ayakkabı gibi atıklarla uzu süreler düşük maliyetli ısınma seçeneği büyük risk taşıyor. Fakat ne pahasına ısıtıyor? Ölüm pahasına ısıtıyor. Sadece kendiniz değil bacanızdan attığınız atık gazın da etraftaki kişiler tarafından solunmasına kadar büyük zararları var. Dolayısıyla en temel hava kirliliği ve sağlık tehdidi kaynaklarından birisi konutlarda ısınma kaynağıdır. Evlerdeki elektrik kullanımına bağlı kirlilik ile birlikte trafik sorunun oluşturduğu hava kirliliğinin katkısı çok büyük. Her evde iki ya da üç araç bulunabiliyor. Otoparklarda yer yok, otobanlar sıkışıyor. Ciddi bir trafik kaynaklı hava kirliliği de var. Tahmini olarak hava kirliliğinin yüzde 30 ila 40'ı trafik kaynaklıdır. Isınma, evlerde kullanılan elektrik ve trafik, şehirlerde ki başlıca hava kirliliği sebepleri olarak sıralanabilir. Yıl boyunca devam eden diğer bir hava kirliliği kaynağı da sanayi kaynaklıdır. Özellikle hava kirliliği kontrol önlemleri alınmamış sektörlerde büyük risk vardır. İzmir kenti sanayi açısından oldukça yoğun bir Bölge olmakla beraber özellikle Aliağa Bölgesinden İzmir merkezine hava kirliği taşınımı da söz konusudur" diye konuştu.

EN İYİ ÇÖZÜM: YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜKETİMİ

Prof. Dr. Nuri Azbar, "Toplu konutlara ya da mahallelere merkezi ısıtma sisteminin gitmesi gerekiyor. Kömür ve benzeri fosil yakıtlardan kurtulmak istesek de illa ki kömür yakılacaksa evlerde değil merkezi sistemlerde yanmalı. Güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyeli açısından zengin bir ülkeyiz. Çatılarımız bomboş. Evin elektriğini, ısınmasını ve soğumasını sağlayabilecek güneş panelleri (fotovoltaik paneller) teknolojileri yaygın bir şekilde artık ükemizde de bulunmaktadır. Bu sistem çatılara konabilen bir sistem. Almanya güneş ışıması açısından ülkemize göre üçte bir oranına sahip olmasına rağmen bu teknoloji çok yaygın olarak kullanıyor. Kaynağımız varken bunları kullanma konusunda cimri davranıyoruz. Yenilenebilir ve çevre dostu enerji kaynaklarına geçilmediği sürece hava kirliliği konusunda şikâyetlerimiz sürecektir" diye konuştu.

ÇEVRE BİLİNCİ HALKIN ORTAK VİCDANI OLMALI

Isınma kaynaklı problemlerde belediye ve kamunun yapabileceği bazı uygulamaların bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Nuri Azbar, "Halka örnek olması açısından kamu binalarında yenilenebilir enerjiyi kullanan ısınma sistemlerine geçilmesi gerekiyor. Bu yapılamıyorsa kömür ve fuel oilden vazgeçilip daha az zararlı enerji kaynaklarına örneğin doğal gaza dönülmelidir. Çoğu kamu binasında özellikle okullarda hala kömür kullanılıyor. Bunun önlenebilmesi için devletin bu konuda kaynak sağlayabilmesi gerekiyor. Belli hane sayılarını geçen hala kömür ya da fuel oil kullanan toplu konutların da doğal gaza geçmesi gerekiyor. Bunu geçiş dönemi için öneriyorum. İdeal olanı bu konutlarında yenilenebilir enerji kaynaklarını tüketmesidir. Evlerde de halkın bilinçlenmesi gerekiyor" dedi.

"ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR"

Toplumda farkındalık yaratmak için Ege Üniversitesi Çevre Merkezi olarak hava kirliliğinin çözümü için çalışmalar yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Azbar şöyle konuştu; "Baca gazlarının dezavantajını avantaja çevirecek TÜBİTAK onaylı bir araştırma projesi yürütüyoruz. Genelde bilinen baca gazlarının zararlı olduğudur. Bu TÜBİTAK projesinde özellikle sanayi kaynaklı (rafineri, çimento, kireç, demir-çelik üretimi v.b) ve hatta toplu konutlarda oluşan baca gazlarının iklim değişikliğine nedene olan karbondioksit bileşeni çevre dostu bakterilerle biyo-yakıta (doğal gaz benzeri metan gazı) dönüştürülmektedir. Bu şekilde zararlı olarak görülen bu gazları tekrar bir enerji kaynağına dönüştürüyoruz. Bu sayede hem fosil yakıt kullanımı azalıyor hem de önemli bir çevre problemi faydaya dönüştürülüyor. Bu proje özellikle termik santraller, rafineriler, devasa miktarda karbon emisyonu olan fabrikalar ve toplu konutlar için faydalı olacaktır. Sanayi temsilcilerini ve belediyeleri bu konuda ortak çalışmaya davet ediyoruz. Diğer bir yandan okullara giderek buralarda eğitimler veriyoruz. Ağaç yaşken eğilir. 10-15 yıl sonra bu çocuklar yetişkin bireyler haline gelecekler bu sebeple onların bilinçli tüketiciler olabilmesi gerekiyor. Halkın kullandığı ürünlerin standartlara uyup uymadığının farkında olması ve standartlara uymayanları da evlerine sokmaması gerekiyor. Çevre bilinci oluşturmak için kamu spotları geliştirilebilir. Bu spotların izleyicinin daha yüksek olduğu saatlerde yayınlanarak halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor. Problemin kaynağı biziz ve bu iş bireylerin bilinçlenmesinde bitiyor. Fazladan yanan bir ışığı kapamak ya da termostatınızın derecesini 1-2 derece düşürmek gibi küçük dokunuşlar büyük farklılıklara sebep olabilir.

Trafik açısından bakıldığında yine kişisel farkındalık ve çevre vicdanının devreye girmesi gerekiyor. Ulaşım için kişisel araçların yerine toplu taşıma araçlarının tercih edilmesi gerekiyor. Bu durum hem trafik sıkışıklığını hem de hava kirliliğinin önlenmesini sağlayacaktır. Bunun yanında yeni nesil araçlar çok daha az yakıt tüketimine sahip. Son dönemlerde "hybrid" denilen hem elektrikle hem de yakıtla kullanılabilen araçlar popüler hale geldi. Tabi ki en iyisi tamamen elektrikli araçlar kullanmaktır. Kent merkezlerinde elektrikli araç ya da biyoyakıt kullanan araç sayısının artması için Avrupa'da ciddi teşvikler bulunuyor. Bizde de bunlar yapılabilir"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin