Hayvanlara Yönelik Bitmeyen Şiddet İsyan Ettirdi! Artık Yeter - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin

Hayvanlara Yönelik Bitmeyen Şiddet İsyan Ettirdi! Artık Yeter

Hayvanlara yönelik bir türlü sona ermeyen ve günbegün artan şiddet ve istismar, “Artık yeter!” dedirtti. STK’lar, ünlüler, siyasiler hayvanlarla ilgili yasanın değişmesi için ayakta. Toplum, hayvanları istismar eden, öldüren, şiddete maruz bırakanların caydırıcı bir şekilde cezalandırılmasını istiyor.
Mustafa BÜYÜKSİPAHİ – Sercan MERİÇ
Son bir ayda, Göktürk'te köpekler katledildi, Tanem Sivar'ın köpekleri Django ve Pamuk zehirlendi, Çorum'da bir Kangal’a tecavüz edildi. Toplumun kanayan yarasına bir türlü pansuman yapılamadı. TBMM'de Hayvan Hakları Koruma Kanunu'yla ilgili hâlâ somut adımlar atılmadı. Bardak taştı. Kamuoyu hayvan istismarlarıyla ilgili “Artık yeter!” dedi. Başta STK'lar olmak üzere, kamuoyunun çoğunluğu, hayvanları istismar edenlere yönelik ağır cezaların verilmesini talep ediyor. TBMM'yi göreve çağıran hayvanseverlerin ilk talebi, yıllardır değiştirilmesi beklenilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'yla ilgili adım atılması…

HAYTAP Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat: Yasa bir an önce değişmeli
“Cezalar etkisiz ve caydırıcı değil, bu nedenle hayvanlara yönelik istismar haberleri ve görüntüleri artıyor. Hayvana kötü davranan birisi para cezasıyla kurtulabileceğini biliyor. 15 yıldır hayvanlarla ilgili çıkması gereken yasa TBMM'de bekletiliyor. Şu aşamada hayvan haklarıyla ilgili tek yasal düzenleme 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu. Burada savcılar çok iyi bir hayvan hakları savunucusu olsa dahi, kendilerine gelen şikayetlerle ilgili 5199 sayılı yasa yetki vermediğinden dava açamaz. Şu anki yasa ‘Aferin oğlum' yasasıdır. 5199 sayılı yasa, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmalı. Bugün hayvana tecavüz eden insanları toplumdan soyutlayabilirsek, emin olun çocuklara, kadınlara şiddet uygulayan insanları da toplumdan uzaklaştırmış oluruz.”

HayKonFed Temsilcisi Nihal Kasa:
“Adına bakımevi denilen belediye barınakları ise tam bir ölüm kampıdır. Hayvanlar metrelik beton bölmelere hapsedilmektedir. Sayı artınca kalplerine çamaşır suyu enjekte edilerek acı içinde öldürülmektedir. İkinci olarak, Orman Su İşleri Müdürlükleri, müftülükler, toplum destekli polis, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlükleri ve Milli Eğitim Müdürlükleri şiddeti önleme çalışmaları yapmadılar.”

Yonca Evcimik: Bu konu sürekli gündemde olmalı
“Şubat 2011'de Sayın Tayyip Erdoğan ile yapmış olduğumuz 2,5 saatlik toplantı neticesinde hayvan hakları yasasının bir an önce düzenlenip Meclis'e sunulmasına karar verilmiş ve sayın Erdoğan'ın desteği ile gerekli çalışmalar başlatılmıştır. O dönem zarfında birkaç ay ülkemizde tek bir adet köpek veya kedi itlaf olmamıştır. Sonrasında hazırlanan 5199 sayılı Hayvan Haklarını Koruma'yı içeren yasa tasarısı, 2013 yılında alt komisyondan üst komisyona geçti ve üst komisyon tarafından onaylanıp kabul edilmesi için Meclis'e sunuldu. Maalesef bir daha tasarının izine rastlanmadı. Öğrendim ki, yasaklanmasını talep ettiğimiz petshoplarda canlı hayvan satışı ve yunus parklarıyla ilgili yaptırımlar, birtakım çıkar sahiplerinin engellemesiyle karar aşamasında askıda kalmış. Ve bu yüzdendir ki o günden bu güne Türkiye genelinde sokakta yaşayan canlar, itlaf edilmeye devam ediyor. 4 sene önce Meclis'e sunulan yasa tasarısı, bir an önce kabul edilip yasalaşması için bu konunun sürekli kamuoyunun gündeminde tutulması gerekmektedir.”

Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği Başkanı Fatma Balkanlı:
“İnsan olarak, hepimizin bu canlılara karşı bir sorumluluğu var. Yaradan'dan dolayı yaratılanı sevmek gerekiyor. Biz, gelişmiş canlı olarak hayvanlara yaşam alanları sunmak zorundayız. İlla ki bir hayvanın canını kurtarmak için, yasal bir yaptırım mı dayatmalı insanlar birbirine? Bu, insanları küçültücü bir davranış. Müfredata bu konuyla ilgili ekleme yapılmalı. Hayvanların sevgisini, bu da çocuğun kalbini güçlendirir.”

Ömür Gedik: Hayvan hakkı yoksa insan hakkı da olmaz
“Caydırıcı bir yasa olmadığı sürece biz daha çok bu haberleri okuryazar, utanmaya devam ederiz. İngiltere hayvana şiddetle ilgili hapis cezasını 6 aydan 5 yıla çıkardı. Biz ise hayvana şiddet gösterenlerden 3 kuruş para alıp, ellerini kollarını sallayarak gezmesine izin veriyoruz. Bundan yaklaşık 4-5 yıl önce Dolmabahçe'de bunun sözünü almıştık, şu andaki Cumhurbaşkanımızdan. Ben hayatımda hiçbir şeyi bu kadar fazla beklemedim. Utanmaya devam etmek istemiyorum. Bunun hayvanı, insanı yok, bu canlı hakkıdır. Hayvan haklarına saygı duyulmayan ülkede insan hakkı da, kadın hakkı da yoktur.”

Özge Özder: Onlarla aynı havayı solumaktan tiksiniyorum
“İnsan olmaktan utanç duyduğum bu patolojik sapkın yaratıkların üstümüzde yarattığı tramvayı atlatmamız, ilahi adalet kadar ülkemizin adaletine de inanmamızı sağlamak, yasa koyucularımızın görevi değil mi? Hayvanseverler olarak aciliyetle hayvanlara karşı işlenen suçlara hapis cezası istiyoruz. Şu anda dernek olarak Tanem Sivar ve sevgili eşi ile omuz omuza yeni yasa tasarısının geçmesi için çalışmaktayız. Onlarca tasarı içinden hayvanların lehine olan en iyi tasarının Sayın Gürsel Tekin'in tasarısı olduğunu düşünmekteyiz.”

Tanem Sivar: Devletimiz, bizi ve tüm canlıları korumak zorunda
“Ben ve eşim Edhem'in hayali oğlumuzun Django ve Pamuk ile büyümesiydi ama korkunç bir adam buna engel oldu. Acımız ve onlara duyduğumuz sevgi, özlem daima canlı kalacak. Biz kocaman bir aileydik ve bir adam 3-5 kuruş ceza ile kurtulurum nasılsa diye bizim bu ailemizi parçalayabildi. Şimdi en büyük hayalimiz tüm hayvan dostlarımızı koruyan bir yasa tasarısını çok kıymetli avukat arkadaşlarımız ile titiz bir çalışma neticesinde hazırlayıp, ilgililere sunmak. Hayvan dostlarımızın mal değil, can olduğu artık kabul edilmeli ve muhakkak caydırıcı cezaları olmalıdır. Yıllardır çok kıymetli insanlar ve kuruluşlar hayvan hakları yasası için çalıştı. Biz de şimdi çalışacağımıza söz verdik. Bu yaranın artık kapanması lazım. Hukukun üstünlüğüne inanan bir aileyiz. Devletimiz, bizi ve tüm canlarını korumak zorunda. Bizim oğlumuzun bir sürü Django ve Pamuk gibi dostları olacak. Bize bunu yaşatan adam gibi olanlar da hak ettikleri en ağır cezayı alacak.”

Psikolog Eda Arduman: Sorumluluk duygusunu artırıyor
“Ülkemizde hayvanlar bir grup için ürün sağlayan emeklerimiz kolaylaştıran varlıklar olarak algılanıyor. Oysa ki hayvanların bilinç ve duygulara sahip olduğu biliniyor. Komşusunun evindeki beslediği hayvanı tehdit görüp ihbar edip komşuluk ilişkilerini bozmayı göze alan eğitimli sayıla-bilecek insanlar da var. Okullarda öğrencilerin sorumluluğunu paylaştıkları hayvanlar olsa ve sıra ile bakımını yapsalar, küçük yaşlarda sorumluluk almayı öğrenecekleri gibi ilişkilerinde daha duyarlı olmayı öğrenebilir. Hayvanlara kronik olarak eziyet eden çocuklar büyüyünce şiddete daha eğilimli olabiliyor. Hayvanları hayatımıza katarak güvenli alanımızı geliştirerek daha güvenli ilişkiler oluşturabiliriz”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin