Başel: "KKTC'de suça itilen çocuklar organize suçlu haline geliyor" - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin

Başel: "KKTC'de suça itilen çocuklar organize suçlu haline geliyor"

Çocukları hakları dünya da olduğu gibi ülkemizde de Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında yer alırken 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları günü olarak kutlanıyor. Sözleşmenin içerdiği ve evrensel olarak tüm dünya çocuklarının sahip olduğu haklardan ülkemizin çocuklarının ne kadar yararlanabildiği ise tartışma konusu. Her geçen yıl artan çocuk istismarı rakamları ürkütücü boyutlara ulaştı. Konu ile ilgili Kıbrıs Postası’na konuşan Toplumcu Demokrasi Partisi milletvekili adayı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel önemli açıklamalarda bulundu.
Haber: Nadire BAHADİ
1996 yılında ülkemizde Çocuklar Hakları Sözleşmesi’nin oy birliği ile kabul edildiğini söyleyen Başel, sözleşmenin kabul edilmesine rağmen çocukların ülkede bir yurttaş olarak kabul edilmediğini çocukların ancak bir olayın mağduru veya bir olayın faili oldukları zaman yasalarla yüzleştiklerini kaydetti. Ülkedeki en önemli eksikliğin çocuklar ile ilgili kayıtların düzenli olarak tutulmaması olduğunu söyleyen Başel, ülkedeki fiziksel ve duygusal istismara uğrayan çocuk rakamlarının bilinenin üzerinde olduğunu açıkladı.

BAŞEL: ÇOCUKLAR İÇİN KAPSAMLI VE BÜTÜNCÜL BİR ÇOCUK KORUMA SİSTEMİ OLUŞTURAMADIK

Birleşmiş Milletler Çocuklar Hakları Sözleşmesi’nin1996 yılında Cumhuriyet Meclisi’nde oy birliği ile kabul edildiğini söyleyen Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, sözleşmenin imzalanmasına rağmen bunun iç hukuk sisteminin bir parçası haline dönüştürülemediğini belirtti. Başel,“o yıl doğan çocuklar bu gün 21 yaşında yetişkin haline gelmesine rağmen kapsamlı ve bütüncül bir çocuk koruma sistemi oluşturamadık” şeklinde konuştu. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde ki temel haklar denilen sağlıklı yaşam ve gelişme hakkının, ülkemizde uyarlanamadığını söyleyen Başel, gerek trafik kazalarındaki ölümleri, gerek önlenebilir kaza ve ihmale dayalı çocuk ölümlerine, gerekse çocuk tecavüzlerine veya çocukların fiziksel istismara uğramalarına karşı ülkede çağdaş kurumların olmadığını söyledi. “Suça itilmiş çocukları yeniden topluma kazandırmak adına bir rehabilitasyon politikasından veya bir ıslah okulundan da yoksun bir mekanizma sistemi içerisinde yaşıyoruz” diyen Başel, devletin sözleşmeyi kabul etmesine rağmen çocukları bir yurttaş olarak görmediğini, çocukların bu coğrafyada yurttaş olarak kabul edilmediğini belirtti.

“Bir çocuk ne zamanki tecavüze uğrar, bir olayın mağduru olur veya bir suça itilir de bir olayın faili olur o zaman yasalarla yüz yüze gelir” diyen Başel, çocukların ancak o zaman sistem tarafından görünür olduğunu kaydetti. Başel ülkede vatandaş olmayan veya özel gereksinimli olan çocukların da bu koruma sisteminin tamamen dışında olduğunu söyleyerek ciddi bir sosyal dışlama yaşandığını ifade etti.

Ev içi şiddet, fiziksel veya cinsel istismar veya suça itilmiş çocuklarla ilgili her yıl yükselen rakamların bunun kanıtı olduğunu söyleyen Başel, bunun yıl sonlarında istatistik verilerine yansıdığını ifade etti.

“ÇOCUKLAR İLGİLİ DÜZENLİ KAYIT TUTULMASI ŞART”

Ülkede düzenli bir kayıt tutmak sistemi olması gerektiğine vurgu yapan TKP milletvekili adayı ve Sosyal Himetler Uzmanı Barış Başel, çocuklar ile ilgili kayıtlar hakkında veriler farklı olduğunu söyledi. Sosyal Hizmetler Dairesi’nin bu rakamları açıklamama taraftarı olduğunu belirten Başel, şeffaflık gereği bunun toplumla paylaşılması gerektiğini belirtti. “Ben 14 tane evden kaçması sonucu cinsel istismar gerçekleştiği ama ailenin sırf deşifre olmak istemediği ülkenin küçük yer olması nedeni ile şikayetçi olmadığı için konunun kapandığını biliyorum” diyen Başel, sözleşmenin ‘ailenin maddi durumu kötü olabilir yaşadığı yerdeki sistemden dolayı baskı hissedebilir’ dediğini hatırlatarak bu noktada şikayetten vazgeçilse bile devletin kurum ve yetkililerinin kamu davası yürütmek zorunda olduğunu kaydetti.

Bunun örnekleri ülkemizde çok az olduğunu belirten Başel, “bizim ülkemizde devlet yetkilileri, vatandaş değilseniz ve ergen dönemindeyseniz, evden kaçmışsanız, istismara uğramışsanız sizi alıp korumak yerine yükümlülüğü olmasına rağmen vatandaş olmayan çocukların korunması yönünde yasamız yoktur cümlesinin arkasına sığınır. Bu sosyal dışlamadır” şeklinde konuştu.

“ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİR ÇOCUĞA YÖNELİK İŞLENEN CİNSEL BİR SUÇ DAHA YÜKSEK CEZALARA ÇARPTIRILMALIDIR”

Özel gereksinimli çocukların diğer çocuklara göre istismara uğrama sıklığının 8 kat daha fazla olduğuna vurgu yapan Barış Başel, bu tür çocukların kendilerini ifade etmekte zorlandıkları, yapılan kötü davranışı tanımlayamayamadıkları veya bunu algılayıp ifade edebilecek düzeyde olmadıkları için hedef noktası olduklarını belirtti.

Yeniden düzenlenen ceza yasasında özel gereksinimli olanlara yönelik cinsel suçlar konusunda bir boşluk olduğunun görüldüğünü belirten Başel, özel gereksinimli bir çocuğa yönelik işlenen cinsel suçların daha yüksek cezalara çarptırılması gerektiği konusuna dikkat çekti.

BAŞEL: ŞİDDET ÖĞRENİLEN BİR DAVRANIŞTIR

Ülkemizde en yaygın olanın bağırma, aşağılanma yani duygusal istismar olduğunu ve bunu hemen hemen her çocuk yaşadığını belirten Başel, fiziksel istismarın yani dayağı bir eğitim şekli olarak kullanmanın da ülkemizde çok yaygın bir durum olduğunu söyledi.

Aileleri çocuklarını bir eşya, duyguları olmayan bir varlık gibi görmek yerine her şeyi gören, duyan, algılayan küçük insanlar olarak görüp ayrı bir birey olduklarını göz önünde bulundurmaları gerektiği hususunda uyaran Başel, “çocuklar her şeyin farkındadırlar. Beyinleri çalışıyor, duyuyor, görüyorlar. Sadece ifade etme kapasiteleri biz yetişkinler gibi olmadığı için o durumu ifade edemiyorlar. Kalpleri kırılıyor, üzülüyorlar kaygılanıyorlar ve korkuyorlar. Şiddet öğrenilen bir davranıştır. Aileler şunu unutmamalı ki çocuklarının dışarıda risklere karşı beden bütünlüğünü korumak istiyorlarsa önce evde bağırmak, aşağılamak duygusal bütünlüklerini, vurarak da fiziksel bütünlüklerini bozmamaları gerekmektedir. Evde bunları yaşayan çocuklar, dışarda kötü niyetli insanların daha kolay hedefi haline geliyor. Bunları yaşayan çocuklar kendilerini risklere karşı koruyamayacaklardır “ şeklinde konuştu.

“YOKSULLUKLA MÜCADELE DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR”

Devletin okullarda beslenme vermek zorunda olduğunu söyleyen uzman Barış Başel, okullarda açlıktan bayılan çocuklarla karşılaşıldığını belirterek, bununla ilgili bu verilerin toplanıp değerlendirilip okullarda beslenme vermenin eğitim bakanlığının yükümlülüğü içinde olması gerektiğini kaydetti.

Sağlıklı beslenemeyen çocukların zeka gelişiminde sıkıntı yaşandığının görüldüğünü ifade eden Başel, “bizim ülkemizde asgari ücretle geçinmeye çalışan veya göçmen bir ailenin çocuğu, sağlıklı beslenememe veya beslenme ihmali ile karşı karşıya kalıyor. Bu devlet eliyle gerçekleşen bir ihmaldir. Çünkü yoksullukla mücadele devletin sorumluluğundadır. Devlet şuan yoksul çocuklarla ilgili yükümlülüğünü bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerine yüklemiştir” dedi.

Başel: Suça itilmiş çocukları kazanmak yerine etiketleyerek organize suçlu haline dönüştürüyoruz

Çocuklar için eğitim ve sağlık yönünde ayrılan kaynağın çok düşük bir miktar olduğunu belirten Barış Başel, çocuklara ayrılan bütçenin artırılması, ıslah evi, yetiştirilme yurdu, çocuk ergen aile danışma merkezleri gibi kurumsallaşma eksikliklerinin hemen ortadan kaldırılması gerektiğine vurgu yaptı.

Başel, bu yönde Sosyal Hizmet Dairesi’nin de yapısının güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Makro ve mikro düzeyde sosyal hizmet politikalarının çocuk koruma sistemine entegre edilmesi gerektiğini belirten Başel, çocuk polisi, çocuk hakları konusunda uzmanlaşmış savcı ve yargıçlardan oluşan çocuk mahkemeleri, bağımlı ergen merkezi gibi eksikliklerin devletin çok ciddi kurumsallaşma eksiklikleri olduğuna dikkat çekerek “biz suça itilmiş çocukları kazanmak yerine etiketleyerek sistem tarafından organize suçlu haline dönüştürüyoruz maalesef” şeklinde yorumda bulundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin