Yaşlılık bir hastalık, ölüm sonradan icat edildi; tedavisi var. - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin

Yaşlılık bir hastalık, ölüm sonradan icat edildi; tedavisi var.

"İnsan yaşlanıyor ama ana rahmindeki yumurta ebedi gençliğe sahip"
Yaşlanmayı tedavi etmede yeni bir alan açan ABD'li biyolog Bill Andrews, ölümün sonradan icat edilmiş bir şey olduğunu öne sürerek yaşlılığın tedavisini bulduğunu savundu. Yaşlılığın bir hastalık olduğunu belirten Andrews, tedavisinin de 'telomeri' olduğunu belirtti. Telomeri hakkında bilgi veren Andrews, "“Hayır bölünme durmuyor. Gerçi 20 yaşındaki bir hücre 50 yaşındaki bir hücreye göre daha hızlı ve fazla bölünüyor ama asıl sorun, DNA’nın sonundaki ‘telomer’ dediğimiz bölümden kaynaklanıyor" dedi.

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, "Doktor beni 50 yaşıma döndürebilir misiniz" başlığıyla yayımlanan (29 Ekim 2017) yazısı şöyle:

1- Hürriyet Okur Temsilcisi bir kalem dokunuşu ile “yeni orta yaş grubu” hayallerimizi söndürdü... Hemen paniğe kapılmayın...

Ben yeni orta yaşı buldum, bir daha kolay bırakmam...

Perşembe günü, insanları gençleştirme konusunda iddialı çalışmalar yapan bir Amerikalı ile yarım gün konuştum.

Adı Bill Andrews...

1951 doğumlu... Moleküler biyoloji alanında çalışıyor.

Ama herkes onu “yaşlanmayı tedavi eden insan” olarak tanıyor.

Üzerinde çalıştığı konu “telomer”...

Yaşlanmayı tedavi etmede yepyeni bir alan açan TA-65 molekülünü o buldu.

Bu alanda 45 patenti var.

Belki çoğunuz hiç işitmediniz ama bu konuda başka bir çalışma Nobel Ödülü’nü aldı.

Bill Andrews’e göre yaşlanmayı önlemenin sırrı işte bu “telomer”de yatıyor.

Zamanı durduran adam

Belki de ölümsüzlüğün sırrı...

Ama ölümsüzlük şimdilik science fiction (bilimkurgu)...

Biz bilim alanında kalacağız ve yaşlanmayı önlemenin sırrına bir yolculuk yapacağız...

Şimdi kemerlerinizi bağlayın, “ebedi gençliğin merkezine seyahat” başlıyor.

2- Ölüm sonradan icat edilmiş bir şeydir

- Yaşlanmak nedir? Niye yaşlanıyoruz? Tabii
niye ölüyoruz?

“Yaşlanmak bir hastalıktır. Biliyorum bu laf size tuhaf geliyor. Ama böyledir. Yaşlanmak bir hastalıktır ve hastalık olduğu için de tedavi edilebilir, edilmelidir.”

- Peki bu hastalık nedir?

“Aslında başlangıçta yaşlanma diye bir şey yoktu. Dolayısıyla ölüm diye bir şey de yoktu.”

- Yani ölüm sonradan icat edilmiş bir şey mi?

“Bir anlamda öyle. Yaklaşık 4.5 milyar yıl önce, bugün dünyada yaşayan bütün canlıların atası olan tek hücre vardı. Bu hücre, hiç yaşlanmadan, hep genç ve dipdiri olarak sonsuza kadar bölünme, yani üreme kabiliyetine sahipti. Hiçbir yaşlanma belirtisi göstermeden kendisini milyonlarca kere kopyalamıştı.”

3- Ölümü gelişme çizgisinden ayrılan hücreler getirdi

- Ölüm nasıl icat edildi?

“Ölüm kendi içinden gelmedi. Dışarıdan geldi. Ama önce şunu anlamalıyız. Bugünün kompleks varlığı insandan milyarlarca yıl geriye giderseniz, işte o tek hücreli atanıza ulaşırsınız. Biz buna “Germ line” diyoruz. Yani “Tohum hattı”...

- Ölüm nasıl geldi o zaman?

“Muhtemelen bu çok hücreli canlılarda mesela insanda bazı hücreler bu gelişme çizgisinden ayrılıp yaşlanma belirtileri göstermeye başladı. Böylece kendilerini sonsuza kadar kopyalama kabiliyetini kaybetti.”

4-  Gençliğin sırrı ayakkabı bağcığının ucundaki metalde

-Yani yaşlanma hastalığı ortaya çıktı diyorsunuz. Bu hastalığın tedavisi var mı?

“İşte bunun tedavisini bulmaya çalışıyoruz ve sonunda ‘telomer’i bulduk.

- Dr. Andrews, şimdi lütfen beni dünyanın en aptal adamı kabul edin ve bana şu “telomer”i en basit şekilde anlatın...

“Telomer, DNA’larımızın ucundaki koruyucu. Şöyle tarif edeyim, bir ayakkabı bağcığı düşünün. Ucundaki metal koruyucu olmasa bağcık dağılır ve onu delikten geçiremezsiniz.”

- Peki yaşlanma ile ilgisi ne bunun?

“Şöyle: Bir doku, hücrelerin bölünmesi ile gelişiyor. Günlük dilde buna bölünme veya çoğalma deniyor ama bilimde biz buna ‘Kendini kopyalama’ diyoruz. Hücre bölünürken içindeki bütün bilgileri de kopyalıyor. İşte sorun burada başlıyor.”

5- Ana rahmindeki 15 bin 'telomer'in 5 binini doğarken kaybediyoruz

- Bölünme mi duruyor?

“Hayır bölünme durmuyor. Gerçi 20 yaşındaki bir hücre 50 yaşındaki bir hücreye göre daha hızlı ve fazla bölünüyor ama asıl sorun, DNA’nın sonundaki ‘telomer’ dediğimiz bölümden kaynaklanıyor.

- Ne oluyor telomere?

“Enzimler DNA’ları kopyalarken ucundaki koruyucu parçayı tam olarak kopyalayamıyor. Böyle olunca da sondaki o parçanın uzunluğu her kopyalamadan sonra kısalıyor.”

- Yani o bölüm ne kadar sürede biterse ömrümüz o kadar mı oluyor?

“O kadar dramatik değil. Eğer DNA’mızda kodlanmış bilgi her kopyalamada kısalsaydı, insan hayatı diye bir şey olmazdı. Allah’tan o kadar değil.”

- Ne kadar kısalıyor mesela?

“Ana rahmine düştüğümüzde 15.000 nükleotit uzunluğunda telomerimiz var. Daha doğum esnasında bunun 5 binini
kaybediyoruz.”

6-  Bir insanı en fazla kaç yaşına döndürebilirsiniz

- Telomer bitince ölüyor muyuz yani?.

“Hayır hayatımızın sonunda 5 bine yakın telomerimiz kalıyor. Ama sorun şu. Telomer azaldıkça, kısaldıkça, yaşlanma ilerliyor. İşte yapmak istediğimiz şey, bu telomerleri uzatmak. Onu uzatınca bir anlamda geriye dönüyoruz.”

- Bu durumda Benjamin Button efekti olabilir mi? Yani telomerleri ana rahmine düştüğümüz andaki sayıya yeniden çıkarırsak?

“Hayır Benjamin Button efekti diye bir şey yok. İnsan gelişmesini tamamlıyor.”

- Farazi bir soru sorayım. Ebedi gençlik diye bir şey olsa, mesela beni bugünden geriye kaç yaşına kadar gençleştirebilirsiniz?

“Teorik olarak 24 yaştan geriye gitmek mümkün değil. Ama bunlar sadece birer teori. Bizim işimiz, yaşlanmayı iyileştirmek.”

7- Ölümsüzlüğün asıl sırrı kadının rahminde saklı

- Bunu nasıl yapıyorsunuz?

“Önce şu sorunun cevabını vermeliydik. İnsan yaşlanıyor ama ana rahmindeki yumurta ebedi gençliğe sahip. Kadın 40 yaşına gelse de doğurduğu çocuk genç hücrelerle, uzun telomerlerle doğuyor. Yani kadın içinde bir anlamda ebedi gençliğe sahip. Onlar da yaşlansaydı, çocukların annelerinden daha yaşlı doğmaları gerekirdi. Bu durumda da insan nesli 2 kuşaktan öteye geçemezdi.

- Daha açık söylemek gerekirse...

“Üreme hücrelerimizdeki telomerler ne kısalma, ne de yaşlanma belirtisi gösteriyor.”

- Yani üreme hücreleri ölümsüzlüğü keşfetmiş mi demek istiyorsunuz?

“Evet bu hücreler temel olarak ölümsüzdürler. İşte bunu sağlayan etkeni bulduk.”

8- Acaba dünyanın en etkili estetisyeni telomeraz mı

- Nedir o etken?

“Telomeraz adlı bir enzim. Eğer mitolojideki ‘ölümsüzlük pınarı’ denilen şey varsa işte bu diyebiliriz. Yani bunlar insan tarihinin başından beri hiç ölmeden hep aynı şekilde bölünmeye devam ediyor.

- Ölümsüzlük mekanizması nasıl çalışıyor?

“Şöyle çalışıyor. Telomeraz üretme yeteneği olan hücrelerin telomerleri kısaldıkça, telomeraz enzimi onları yeniden uzatıyor. Yani daha yaşlanmaya başlamışken yeniden gençleşiyor.”

9- Sizin şu haliniz benim teorimi doğruluyor

- O zaman gelelim asıl meseleye. Dr. Andrews açık konuşun ben ölecek miyim?

“O şimdilik kaçınılmaz bir şey.”

- Tamam o zaman ikinci soruya geçeyim. Ölünceye kadar yeniden gençleşebilecek miyim?

“Yaşlılığınızı tedavi edersek evet.”

- Yani kaç yaşına kadar gençleşebilirim?

“Yaşınız kaç?”

- Yetmiş...

“Bakın sizin görünümünüz benim teorimin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Çünkü çok daha genç görünüyorsunuz.”

10- Bir avuç telomeraz içseniz yararı yok

- O zaman beni nasıl gençleştireceksiniz?

“Önce telomeraz içeren bir beslenme rejimi gerekiyor.”

-  Ne yiyeyim mesela?

“Sorun bu kadar basit değil. Öyle alıp bir avuç telomeraz enzimi içseniz de bir şey olmaz. Çünkü telomeraz, yutma yoluyla sindirim sistemine geçerek kana karışmaz. İğneyle kana verseniz de yararı yok. Ayrıca böyle bir şey kansere bile neden olabilir. Yanlış eklenmiş bir tek gen bile sizi öldürebilir.”

- Nasıl olacak öyleyse? Umut yok gibi. Biliyoruz ama yapamıyoruz durumu.

“Yok o kadar umutsuz değil. Bir kere şöyle bir şansımız var. Telomeraz geni şu an şu saniye bile hücrelerimizde var.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin