Sosyal medya zihnimizi ele geçiriyor! - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin

Sosyal medya zihnimizi ele geçiriyor!

Sorun teknoloji şirketlerinin art niyetli olması değil; istediklerimizi veriyor ve hayatı kolaylaştıracak ürünler sunuyorlar. Ama gelirlerini yükseltmek için de sürekli dikkatimizi çekmeye çalışıyorlar.



Her şeyin bağlantılı olması hayatımızı çok kolaylaştırıyor. Sosyal medya ve internetin iletişimi ne kadar zenginleştirdiği de malum. Fakat her şeye rağmen ters giden bir şeyler var... Sürekli bağlı olma hali bağımlı olmaya dönüştü ve artık kimse uzun süre bir şeye odaklanamıyor. Yanıbaşındaki insanı gözü sağa-sola kaymadan dinleyebilen çok az. Nedenini biliyorsunuz: Akıllı telefonunuz...
Bir şeylerin gerçekten ters gittiğini anlamak için tüm bu teknolojilerin yaratıldığı Silikon Vadisi’ne bakmak yeterli. Şimdilerde vadinin akıllı çocukları arasında yayılan bir akım var: Kendini sosyal medyadan bloklamak. Justin Rosenstein bunlardan biri. Bilgisayarına Reddit’i kısıtlayıcı bir kod eklemiş, kendini Snapchat’te yasaklamış, hatta iPhone’unu asistanına verip uygulama indirmesini engelleyen ebeveyn kilidi bile koydurmuş. Rosenstein kim biliyor musunuz? Facebook’taki “Beğen” butonunu yaratan adam. Rosenstein’ın kendisini kurtarmaya çalıştığı sendroma “sürekli kısmi dikkat” deniyor. Yani aklınızın bir parçasının sürekli başka bir şeyde olması... Pinng!

“Hemen bakayım paylaştığım fotoğrafı “like” etmişler mi, tweet’imi kaç kişi gördü, maillere de bakayım, şu kuşu Instagrama koysam mı?...” Niyetiniz çok saf, 5 dakika bakıp çıkacaksınız. Tabii ki 1 saat sonra hâlâ devam... Sebebi iradesizlik değil: Tüm sistemin bu amaçla tasarlanmış olması. “Davranış yapılandıran ürünler” üzerine uzman olan ve teknoloji devlerine kendi geliştirdiği teknikleri öğreten Nir Eyal çok satan kitabında “Bunların hiçbiri tesadüfen olmadı” diyor ve ekliyor, “Tasarımcılar tam olarak buna niyet etmişti”

Sistem böyle tasarlandı

Herkesin her an dikkatini dağıtan bu durumun müsebbibi “dikkat ekonomisi”. Ne varmış diye baktığınız her an o uygulama değer kazanıyor. Çoğunlukla da araya bir sürü reklam giriveriyor. Eyal, savunmacı bir üslupla “Çok iyi pasta börek yapıyor diye fırıncıyı suçlayamazsınız, bu uygulamalar da öyle iyi tasarlanmış ki kullanmak istiyoruz” diyor.

Kazın ayağının öyle olmadığını söyleyense Tristan Harris. Eski bir Google çalışanı, şimdi teknoloji eleştirmeni olan Harris, “Hepimiz bu sistemin içine sokulduk” diye anlatıyor: “Hepimizin zihinleri ele geçirilebilir. Seçimlerimiz düşündüğümüz kadar özgür değil.” Gittiği her yerde konuşmalar yapan Harris’e göre bir avuç teknoloji şirketi, milyarlarca insanın düşüncelerinin direksiyonunu eline almış durumda. “Bundan daha acil bir sorun bilmiyorum” diyor. Meselenin özü teknoloji şirketlerinin art niyetli olması değil. Teknoloji şirketleri insanlara istediklerini veriyor ve hayatı kolaylaştıracak ürünler sunuyor. Aynı zamanda gelirlerini yükseltmek için sürekli dikkatimizi çekmeye çalışıyorlar ve bu durum, çığrından çıkmış vaziyette. Görünen o ki sistemin ne derece bağımlılık yaratabileceğini onu tasarlayanlar bile tahmin etmemişti. Gelecek nesillerin bağlı mı yoksa bağımlı mı olacağını hayatı bizden nasıl öğrendikleri belirleyecek.

Kaynak: The Guardian, Mashable, Wired

Milliyet / Umut Eroğlu / Teknoloji

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad

Paylaşın Başkaları Da Bilgilensin