Ekoloji Kolektifi, Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikalarına Dikkat Çekti



Hukukçu ve sosyal bilimci üyeler tarafından kurulan Ekoloji Kolektifi, Türkiye'de Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikaları çalışmasını yayınladı.

Ekoloji Kolektifi, Türkiye'nin enerji politikalarının planlamasında ve uygulanmasında kritik bir öneme sahip olan çevre düzeni planlamasının, enerji yatırımlarına yön veren ve enerji politikalarının belirleyen önemli unsurların başında geldiğini ifade etti. Kolektif tarafından yayınlanan Türkiye'de Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikaları adlı çalışmada, mevcut çevre planlarının hangi sebepler üzerinden belirlendiğini ve bu planların enerji yatırımları ile ilişkisini incelendi.

12 çevre düzeni planının incelenmesi ile yapılan çalışmada, çevre planlarında nüfus tahminlerinin abartılı olduğunu, doğal varlıkların sadece kaynak olarak görüldüğünü, alt planlar ile çevre planları arasındaki ilişkinin zayıf olduğunu ifade edildi. Çevre planlarının sosyal, çevresel ve ekonomik dengeleri gözeten bir biçimde hazırlanmadığı sadece sektör bazlı büyümeyi hedeflediği bulgusuna ulaşılan çalışmada, kendi öz varlıklarına dayalı, yenilenebilir, yenilikçi, ekolojik, eşitlikçi, adil bir gelişme yaklaşımının ortaya konulmadığı belirtildi.

Ekolojik Kolektif, yasal mevzuata göre "koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak üzere hazırlanan, arazi kullanım ve yapılaşma kararları getirmek" kavramlarının çevre planlarının temel amacı olarak belirlendiğinin altını çizdi. İncelediği 12 Çevre Planı'nın, bu yaklaşımdan uzak olarak hazırlanmış, sadece sektörel büyüme üzerinden yapılan abartılı ekonomik öngörüleri içerdiğini kaydetti.

Termik santral projelerinin yoğunlukta olduğu 35 ili kapsayan 12 planda, enerji kullanımı, enerji ihtiyacı, enerji talepleri ve enerji potansiyeline ilişkin herhangi bir analiz ve öngörü de bulunmadığını, planlamanın kentsel boyutuyla enerji yatırımları arasında da hiçbir ilişki kurulmamış, sadece termik santraller için yer belirlenmiş olduğunu ifade etti. Kolektif, yenilebilir enerjinin planların hepsinde önemli bir potansiyel olarak ifade edilmekte olduğunu ancak ve ancak bölgesel dinamikler ve ihtiyaçlar, uygunluk ve yeterlilik gibi planlamanın ana unsuru olan konulara değinilmediğini belirtti.

Çalışmanın yazarlarından avukat Fevzi Özlüler, çevre planları enerji planlaması ile ilgili sadece yer seçimi kriterlerini içerdiğini ifade söyledi. Özlüer "Çevre planları hazırlanırken sadece yatırım odaklı bir yaklaşım sergilenmiş, bu yüzden planlarda temel planlama ilkelerinin hemen hemen hepsi göz ardı edilmiş. Bu durum enerji politikalarımızı da doğrudan etkiliyor; enerji ihtiyacı ve talepleri göz önünde bulundurulmadan yatırım kararları alınıyor. Her hangi bir enerji yatırımı en azından 40 yıllık bir ömre sahip, dolayısı ile öngörüsüz, plansız yapılan enerji yatırımları sadece bugünü değil, geleceğimizi de ipotek altına alıyor." dedi.

Kolektif, çevre düzeni planlarının sürdürülebilir bir ekonomik, çevresel ve sosyal gelişme için, enerji yatırımlarının toplumsal ve ekolojik maliyetlerini içeren bütüncül bir yaklaşımla hazırlanması gerektiğinin altını çizdi.

DHA
Share on Google Plus
    Blogger Heabıyla Yorum
    Facebook Hesabıyla Yorum

0 yorum :

Yorum Gönder