Üç Bela - Yaşam ve Toplum Haber

SON DAKİKA

Post Top Ad

Post Top Ad

Üç Bela

beyin ile ilgili görsel sonucu
Kişinin yaşamında üç belası vardır, “Şehvet, Tamahkârlık ve Öfke”. Bu üç tepki kişinin yaşamında belirleyici tesirler olarak karşısına çıkmaktadır. Hayatımızın her döneminde tercihlerimizin sonucu olarak karşımıza çıkarlar ve onlara boyun eğdiğimiz an özgürlüğümüzü kaybetmeye başladığımız andır diyebiliriz.
Dikkat edin! Şehvete kapıldığınızda, tamahkârlık gösterdiğinizde, öfke ile hareket ettiğinizde yaşamınızda belirgin şekilde sapmalar olur. Sanki bir labirentin içinde yolunu bulmaya çalışırken birden labirentin şekil değiştirmesi gibi bir durum kendini gösterir. Bu noktada, kimileri bir şekilde kader planının yazıldığına, kimileri de kendi yaptığı tercihler ile kader planını yazdığına inanır.
Peki, bu durumun izahı ne? Sevgili dostlar, yapılarına baktığımız zaman şehvet de, tamahkârlık da, öfke de uç noktada tepkilerdir. Her birinin yapısına baktığınızda bir sebep olmadan ortaya çıkmaz ve bir sebep olarak da ortaya konamaz. İşte bu nedenle sebebin sonucu olan tepki şeklinde kendilerini göstereceklerdir.
Şehvet insanlara hoşluk yaratan bir uyuşturucu etkisi yaratır ve karşı cinse karşı içgüdüsel olarak kendini gösterir. Bu noktada şehveti baskılamak yerine bu güdünün yönlendirilmesi gayet mümkündür çünkü şehvet yüksek bir enerjidir ve bu enerjiyi belden aşağı ya da belden yukarı kullanmak kişinin iradesine bağlı bir durumdur. Belden aşağı tercihler kişiyi daha hayvansı tepkilere yönlendirecektir ve bu şekilde konuya yaklaşanların cinsel yaşamlarında da çok başarılı olduklarını söyleyemeyiz çünkü cinsellikte duygu olmazsa ortaya hayvansı belgesel niteliğinde durumlar çıkacaktır.
Tamahkârlığa gelince, bildiğiniz üzere bu konu oldukça bıçak sırtı bir konudur. Bıçak sırtıdır çünkü açlık sınırındaki bir aile reisinin tamahkarlığı ile para baronlarının keselerini daha çok şişirmek adına, toplumu hiçe sayarak yaptıkları tamahkârlığı yan yana koyamazsınız. Fakat hangisi olursa olsun kabulüm değildir. Bizim burada tamahkârlık anlamındaki sözümüz elindeki ile yetinmeyen, elinde olanı belirli ölçülerde dahi toplumla paylaşmayan sorumsuzlaradır. Sonuç olarak, gücümüz ve imkanımız oranında, dünyanın daha iyiye gitmesi için çaba göstermiyorsak kendimize insan diyebilir miyiz?
Fakat güç ve imkan konuşunda kendimizi kandırmadan adaletli bir şekilde dengeyi kuralım çünkü tanımı gereği “adalet ahlakın tesisidir”. Bu noktadan hareketle, güç ve imkanlarımız konusunda kendimizi kandırırsak adaletsiz oluyoruz ve o zaman da bu tanıma göre ahlaksız oluyoruz.
Şimdi öfke konusuna gelelim; hayatımızı toplumsal veya bireysel anlamda çekilmez hale getiren baş belamızdır. Üzerine düzinelerce kitaplar, şiirler, şarkılar, özlü sözler yazılmış olan öfke, insanları ayıran, ülkeleri bölen, savaşların kaynağı, aileleri parçalayan, insanları intihar safhasına getiren yıkıcı bir tepkidir.
Hakkında sayfalarca yazabileceğim birikimlere sahip, öfkeden çok çekmiş biri olarak, üzerinde yıllarca düşündüğüm bu konu hakkında yazacağım sadece üç, dört satır var. Geri kalan hikâye!
Dünyanın daha iyiye gitmesi adına, tercih ettiğiniz bir amaç uğruna çaba gösterin. Bu çabanın özsaygınızı arttırdığını ve öfkeyi geri plana ittiğini göreceksiniz. Ancak o vakit bu musibetten tamamen olmasa dahi büyük bir ölçüde kurtulabilirsiniz.
Son tahlilde, şehvet, tamahkârlık ve öfkenin yaşamın birer parçası olduğunun farkındayız fakat baskılamaya çalışmadan bir ideal çerçevesinde kontrol edip, yönlendirebilirsek bana göre kader planımızda bir iyileşmenin olacağı kesin.
Aklı hür, vicdanı hür bir toplum, bunun kıymetini bilen ve iradesine sahip çıkarak uygulayan yurttaşlardan oluşur.
Sağlıcakla kalın...
Alparslan VARER ÜNALAN
alp@yasamvetoplum.com



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad