Fedakârlık Feda-Kârlılık

Fedakârlık ile ilgili görsel sonucu
Yakın zamanda faaliyete geçireceğimiz “Neden yardımsever olayım ki?” çalışmamızla ilgili olarak bir dostumla yaptığımız sohbetimiz sırasında bana “Alparslan bu çalışma içerisinde fedakârlık diye anlattığın şey gerçekten çok güzel ama realite bu değil.” “Neden hayırdır?” diye sorduğumda. “Çünkü hiç kimse kar etmeyeceği bir şey için hiçbir şey feda etmez” dedi.
Bu yaklaşımı duyduğumda gerçekten çok şaşırdım. Yani, fedakârlık gibi halen dejenere olmadan kalmış diye düşündüğüm bir kavramını da çıkarcılıkla harmanlanarak, heceleme oyunları ile ancak bu kadar deforme edilebilirdi. Yozlaşma dediğimiz şey “kişinin dış tesirler yoluyla karakterinin bozulması” değil mi? İşte aynı şekilde fedakârlık kavramı da dış tesir yoluyla ancak bu kadar yozlaştırılabilirdi.
Kendisine bahsettiği şeyin fedakârlık değil çıkarcılık olduğunu söyledim. O vakit kendini savunmaya geçti fakat ona benim bildiğim fedakârlık kavramını dinlemesini rica ettim ve devam ettim;
¨ Fedakârlığın oluşabilmesi için ilk önce içinde çıkar olmadan bulunduğu dünyayı daha iyiye götürmek adına bir tohumun oluşması gerekiyor ki bu tohum kişinin temeldeki idealini oluşturmaktadır.
¨ Bu tohum üzerini güzel bir toprakla örtmek gerekir ki bu da saygı-sevgi toprağıdır ve aynı şekilde bu toprak da içinde çıkar barındırmaması gerekir.
¨ Saygı-sevgi toprağı sabır ve sebatla dikkatli bir şekilde sulanmalıdır.
¨ Sabır ve sebatla sulanan çıkarcılık barındırmayan bu ideal yavaş yavaş zaman içerisinde filiz vermeye başlar. Bu filizden yavaş yavaş dallar budaklar oluşmaya başlar yani idealin çerçevesinde yürüdüğün çalışma kendini göstermeye başlamıştır.
¨ Tüm bu beklentisizce yapılanlar sonucunda bir meyve elde edilir. Elde ettiğin o meyveyi de paylaşman gerekir ve işte fedakârlık o meyvenin paylaşılmasıdır.
Bu şeklinde kendisine aşama aşama, tane tane benim bildiğim fedakârlığı anlattım.
Anlatım bittiğinde. “Yahu, sabırla, sebatla suladık, saygı-sevgi toprağı dedin, güzel dedin. Peki, kardeşim tüm bu zaman zarfında gösterdiğim çaba fedakârlık olmuyor mu, bunlar nedir? Şeklinde bir soru yöneltti.
Bahsettiğin o süreç senin gelişimin içindi. “Nasıl yani?” dedi. İdeal tohumuyla bir idealin oldu, senin için. Saygı-sevgi toprağıyla, çıkarsız saygı-sevgiyi tanımış oldun, senin için. Sabır ve sebatla besledin, sabrın, sebatın ne olduğunu daha iyi anladın, senin için. Yani, o süreçte yaptığın her şey kendin içindi, kendi gelişimin içindi ama yaptığın çalışmanın da dünya adına faydasının olması tabi ayrıca bir güzellik olsa gerek.
Gerçek fedakârlık tüm bunları yapmakla birlikte “hayıflanmadan” sonunda elde ettiğin meyveyi paylaşmaktır.
Tüm bunları söyledikten sonra biraz düşündü ve dedi ki, “Yahu, güzel anlattın ama yaşadığımız dünyaya baktığımız zaman, hâlâ hiç kimse bu tanıma göre hareket etmiyor. Benim söylediğim şekilde “kar etmeyeceği hiçbir şey için kimse hiçbir şey feda etmiyor” buna ne diyeceksin, bu bir realite değil mi?
Aslında dostumun yaptığı saptama yaşadığımız dünyada, yaşamı paylaştığınız insanlarca bol miktarda yapılan bir yanlıştı ama bu yanlış yapanların bireysel sorunlarıdır ve tez zamanda fedakârlığın ne olduğunu anlayıp, buna göre hayatlarını düzenlemeleri gerekir. Bu olmadığı taktirde insanlığın yozlaşması devam edecektir ki insanlık olarak yaşananlara baktığımızda bu yozlaşmayı üzülerek net bir şekilde görmekteyiz.
Bunun dışında fedakârlığı “sonucunda kâr etmeyeceğim bir şey için hiçbir şey feda etmem” şeklinde hala düşüncemizde canlandırıyorsak, düşündüğümüz şeyin fedakârlık değil kendi çıkarlarımız olduğunu bilmeli ve kendimizi kandırmadan bunu görebilmeliyiz.
Sağlık ve esenlikle kalın...

Alparslan VARER ÜNALAN
alp@yasamvetoplum.com 
Share on Google Plus
    Blogger Heabıyla Yorum
    Facebook Hesabıyla Yorum

0 yorum :

Yorum Gönder