Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Kurcusu ve Başkanı Güney Haştemoğlu ile Sohbet

Güney Haştemoğlu aslında uzun zamandır çalışmalarını bildiğimiz, tutuk evlerinde bulunan çocuklar adına yaptığı çalışmalarla topluma mâl olmuş biri. Çalışma yaptıkları konu oldukça sabır ve sebat gerektirmekte çünkü bürokratik işlemlerin yoğun olduğu ve sorunlu insanların konu alındığı çalışmalar yapılması en güç çalışmalardır. Düşünün, birçoğumuz mahkemenin, tutuk evlerinin kapısından girmeyi bırakın sözünün geçmesinden dahi rahatsız olurken, onlar gönüllü olarak işin kalbindeler ve uzun süredir bu çalışmayı yürütmekteler.

Güney Haştemoğlu her zamanki gibi içten ve pozitif enerjisi ile Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı binasında bizi misafir etti. Yol yorgunluğunu atmak için yudumladığımız çaylarımızın ardından sohbetimize geçtik.

Sizce kişileri sosyal çalışmalara iten nedenler nelerdir?

Güney Haştemoğlu: İnsanlar çeşitli sebeplerle bu çalışmalara giriyorlar. Kendi ailesindeki bir soruna yönelik çalışan STK varsa buralara giriyor ve orada gönüllü olarak çalışmaya başlıyorlar. Dolayısıyla hem kendi problemini daha iyi tanımak adına bir adım atmış oluyorlar hem de o çalışma içerisinde çözüm için neler yapabileceklerini görmüş oluyorlar. Sonra, bu tür çalışmalar, aynı sorunu yaşayan insanların birbirleri ile dayanışmalarını da sağlıyor. Bana göre daha ziyade bu şekilde insanlar bir çalışmanın içerisine giriyorlar. Fakat bazı insanlar da kendi adalet duyguları nedeni ile, yani rahatsız oldukları bir sorun dolayısı ile veya toplumda adil olmadığını düşündükleri bir durum varsa bu durumun varlığını sindiremiyor ve buna paralel iyileştirici çalışmaların içine giriyorlar.

Topluma hizmet çalışmalarının içinde uzun zamandır bulunan biri olarak bu süreci kısaca nasıl tanımlarsınız?

Güney Haştemoğlu: Ben 1960’dan beri bir çok sivil toplum kuruluşuyla çalıştım ve hep hasretim dünyayı değiştirmeye çalışmaktı ama sonunda dünyayı değiştirmeden önce kendimi değiştirmem gerektiğini gördüm. Çünkü olayların üzerine bağıra çağıra gittiğinizde ancak karşı tarafı daha da haklı hale getirmekten başka bir şey yapmamış oluyorsunuz, ama olayları anlamak, empati yapmak ve daha barışçıl, daha sevgiyle yaklaşma halinde soruna daha iyi çözüm buluyorsunuz. Biz toplum olarak biraz geç kaldık ama zaten insanlar bütün gençliklerin bu hatalar ile geçiriyorlar yaşlanmaya evresinde bir şeyleri anlamaya başlıyorlar.

Hiç unutmam, katıldığım bir televizyon programında şunları söyledim. İnsanları mutlu etmeye çalıştığınız zaman kendiniz de mutlu oluyorsunuz, insanları geliştirmeye çalıştığınız zaman kendiniz de gelişiyorsunuz. Yani biz başkalarına bir şeyler katabilmek için yola çıktık ama başkalarına kazandırdığımız derecede kendimize de ne kadar çok şey kazandırdığımızı gördük. Ben kırk yıl avukatlık yaptım ve elli yıldır da sivil toplum kuruluşların da gönüllü olarak çalışıyorum ve inanın o yasalarla itilafa düşen çocuklardan gerçek dünyayı tanıdım, gerçek yaşamı tanıdım.
Sizde iz bırakan ve iyi ki yapmışız diyebileceğiz bir çalışmanızı aktarır mısınız? 

Güney Haştemoğlu: Beklide yaşmamızdaki son çalışmamız diyebileceğim işte bu çocuklara yardımcı olabilmek adına yola çıktık. Bu çalışma çocukların mutsuzluğunu ortadan kaldırmak, daha iyi bir gelecek sahibi olmaları için çabalamak, onların haksız yere suçlandıklarını düşünerek bu haksızlığı ortadan kaldırmak adına yaptığımız bir çalışmadır.

Bu çalışmalar içinde sadece durumu iyi olmayan aileler içerisindeki çocukların hırpalanmadıklarını, durumu gayet iyi olan ailelerin içerisindeki çocukların da çeşitli şekillerde hırpalandığını gördüm. Söylemek istediğim, toplumumuzda ailelerin varlık düzeyleri ile çocuk yetiştirme konusunda bir paralellik kurulmaya çalışılmaktadır fakat işin içinde olanlar olarak gördüğümüz manzara pekte öyle değil. Bunun özellikle bilinmesini isterim.

Çocuklar okullarda da hırpalanıyor fakat çocuk gelişimi ailede başlıyor ve ebeveynler bir şeyi çok iyi bilmelidir. Yetiştirdikleri çocuklar onların toplumdaki temsilcileridir. Toplum eğer bir çocuğu hırpalıyorsa bilin ki ilk önce bu hırpalanma ailede başlamıştır, ondan sonra okul, ondan sonra iş hayatında bu durum devam etmiştir. Daha sonra bu insanların bir kısmı yaslarla itilafa düşünce bu süreci bilmeyen toplum tarafından sanki bir canavar gibi damgalanıyorlar. Peki o canavarı kim yarattı? Aslında o canavarı biz yarattık, o canavarı toplum yarattı.

Bu canavarı aslında bizim yarattığımızı fark etmek insanda büyük değişim yaratır, insanlar hep başkalarını suçlamayı tercih eder. Bu kimi zaman ailesi, kimi zaman toplumun bir kesimi, kimi zaman bir dostu olabilir. Bir yandan da bakıyorsunuz asfaltın ufacık bir deliğinden kendine yer bulup bir gelincik açabiliyor. İnsanda aslında bu güç var ama ya o gücü kendisi kullanmak istemiyor ya da o güç bir şekilde bastırılıyor. İşte insandaki o güç bastırıldığı için, insana kendisi olma özgürlüğü verilmediği için insanın içinde taşıdığı o tohum açmıyor. O insana da etrafını suçlamak daha kolay geldiği için suçlama ve kendini inkâr etme yöntemini seçebiliyor.

Bu tür çalışmalarda aile faktörünün son derece önemli olduğu açık bir gerçek, peki siz aile faktörünü kendi içinde ne şekilde değerlendiriyorsunuz?

Güney Haştemoğlu: Bir kitap var gözünüze iliştiniz mi bilmiyorum. “Dünyayı kurtarmak için erkekleri eğitin.” Fakat biz çalışmalarımızda şunu gördük; Erkekleri böyle eğitimlere dâhil edebilmek için ikna etmek çok zor, kadınlar eğitime daha fazla açıklar. Çünkü toplumumuzun kimi kesimlerinde erkek "Hâkimiyet benimdir ve onu ister yanlış kullanırım ister doğru kullanırım..." şeklinde bir yaklaşım sergiliyor. Böyle olunca da eğitime karşı bir direnç oluşturarak eğitilme konusunda kendilerinde setler oluşturuyorlar.

Bununla birlikte biz İstanbul Kadıköy Küçükbakkalköyde bir alan çalışması yaptık. Orada kadınlar için halk eğitim merkezlerinde kurslar açtık fakat asıl mesele onlara bir şeyler aktarabilmek için bir araya getirebilmekti. Bu çerçevede çeşitli üniversitelerden sağladığımız uzmanlar koordinasyonunda aile içi eğitim seminerleri düzenledik. Mesela evde büyük kavgaya dönüşebilecek bir söze karşı nasıl tepki verilmeli ve buna karşı nasıl bir yaklaşım sergilenmelidir vb. Kadınların tüm bu çalışmalar sürecinde ne derece istekli olduklarını çok açık şekilde gözlemleme imkânı bulduk. Bu çalışmada ayrıca, kadın hakları, resmi nikâh ile imam nikâhı arasındaki farklar gibi konulara da özellikle değinildi ve bu konulara da kadınlarımız son derece hassasiyet ve dikkatle yaklaşım gösterdiler. Bu çalışmalar sırasında gözlemlediğimiz bir nokta da kadına ulaştığınız zaman erkeğe de bir şekilde ulaşmış oluyorsunuz.

Vakfın çalışmalarından da biraz bahsedelim, mesela son çalışmanız hakkında biraz bahseder misiniz?

Güney Haştemoğlu: Son çalışmamız, tutuk evlerindeki kadınların çocukları. Bu çalışmadaki temel amacımız kadın koğuşlarındaki çocuklarla kadınlar arasındaki ilişkiyi çocukların lehine, çocukların yararına düzeltmenin yolları. Çünkü annesiyle birlikte kapalı konumda kalan bir çocuk bazen bebekken girmiş olabiliyor ve altı yaşına kadar orada kalabiliyor. Şu çok önemli, insana suçu işleten şey zihniyettir ve o ortamdaki bir çocuk suç işleme anlayışına sahip zihniyetin hâkim olduğu insanların arasındadır.

Çocuğun zihin yapısının şekillendiği yaşlarda, doğru davranışlarla örnek modelleme yaptığı bir yaşta, etrafında doğru davranışlar görebileceği bir ortamda olamıyor. O ortamda kadınlar kimi zaman saç saça baş başa birbirlerine girebiliyorlar, kimi zaman birbirlerine şiddetli küfür içeren tavır sergileyebiliyorlar ve o ortamdaki çocuk da bundan ne yazık ki nasibini alıyor.

İşte tam da bu noktada bizim çalışmamız devreye giriyor ve kadınların o ortamda bulunan çocukların yanında nasıl davranmaları gerektiği, bir annenin çocuğunu o ortamda ne şekilde koruyup doğru olanı gösterebildiği kadar göstermesi yönünde eğitimler veriyoruz.

Toplum bazı şeyleri görmüyor, kimi zaman ben bile görmüyordum fakat 1985’den beri bu çalışmanın içindeyiz ve bu çalışmalarla, çalışma kapsamında gerçeğin ne olduğunu yakinen görme imkânımız oldu. Bu konun getirdiği bilinçlenme küçümsenmeyecek düzeyde kişinin yaşı ne olursa olsun kişiyi etkiliyor geliştiriyor. Kişinin orada bulunan çocuklara bakış açısı, duyarlığı son derece faklı bir hal alıyor. Daha önce biz de bu çalışmaların içinde değilken bazı olaylar bize aktarıldığında belirli bir hassasiyet gösteriyorduk ama işin içine bu denli girdiğinizde durumu şimdi daha iyi anlayıp değerlendirebiliyoruz. 

Bu çalışmanın zaman içerisinde çocukların daha da fayda sağlayabilecekleri metotları getireceğine inanıyoruz. Yani biz oraya adım attık diye birden bir sihirli değnek değerek her şey düzelmeyecek bunun farkındayız fakat bir adımın atılması da çok önemli.

Güney Haştemoğlu sohbetimizin sonunda her zamanki alçak gönüllü misafirperver tavrıyla bizi kapıya kadar uğurlamayı yine ihmal etmedi. Biz ise Güney Hanımla sohbetimizden gayet memnun ve tatminkâr bir şekilde vakıftan ayrıldık.

Bu yazıyı okuyan tüm dostlardan özellikle ricamız, vakfın, tutuk evlerindeki kadınların çocuklarına yönelik yürüttüğü çalışmaya katılımcı olmalarıdır. Bu hem size, hem oradaki insanlarımıza, hem de topluma çok şey katacaktır.

Sağlık ve huzurla kalın. www.tcyov.org
Alparslan VARER

Share on Google Plus
    Blogger Heabıyla Yorum
    Facebook Hesabıyla Yorum

0 yorum :

Yorum Gönder